TARIM SÖZLÜĞÜ
Adaptasyon: Canlının yaşama ve üreme şansını artıran çevreye uyumunu sağlayan ve kalıtsal olan özellikleri.
Amfibi: İki yaşayışlı. Hem karada hem de suda hareket eden (taşıt), yüzergezer.
Arberatum: Botanik bahçesinde ağaç vb. bitkilerin dikimine ayrılmış bölüm.
Biyogenetik Rezerv: Soyu tükenmekte veya genetik çeşitliliği çok azalmakta olan bir canlı türü veya tür topluluklarını korumaya yönelik, uluslar arası düzeyde bir koruma alanı çeşidi.
Biyoloji : Bitki ve hayvanların doğma, gelişme, üreme gibi yaşayış evrelerini inceleyen bilim, dirim bilimi.
Biyolojik Çeşitlilik (Biyolojik Zenginlik): Canlıların farklılığını ve değişkenliğini, içinde bulundukları karmaşık ekolojik yapılarla, birbirleriyle ve çevreleriyle karşılıklı etkileşimlerini ifade etmektedir.
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi: 1992 Rio Zirvesi’nde biyolojik çeşitliliğin mevcut ve gelecek nesillerin yararına korunmasını ve sürdürülebilir şekilde kullanılmasını hedef alan sözleşme. 21 Kasım 1966 tarih ve 96/8857 sayılı Bakanlar Kurulu kararı onaylanarak, 27 Aralık 1966 tarih ve 22860 sayılı Resmi Gazete de yayınlanmıştır.
Biyolojik Mücadele: Zararlıların yok edilmesi için kimyasal maddeler yerine onları yok edecek diğer canlıların kullanılması.
Biyosfer: Dünyadaki bütün canlıların yaşadığı 16-20 km kalınlığında tabaka. Biyosferin deniz seviyesinden 8-10 km'si atmofere, 8-10 km'si okyanusların dibine doğru uzanır.
Transgenik: Biyoteknolojik yöntemlerle kendi türü haricinde bir türden gen aktarılarak belirli özellikleri değiştirilmiş bitki, hayvan ya da mikro-organizmalara denilmektedir.
Fenoloji: Çiçek açma, üreme, göç gibi iklime ve çevre koşullarına bağlı, periyodik biyolojik olayların incelenmesi ve kaydı.
Ekoloji: Çevre bilimi. Organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkileri inceleyen bilim dalı.
Ekolojik Tolerans: Bir canlının zarar görmeden dayanabildiği bir çevre faktörünün en düşük ve en yüksek şiddetteki değerleri arasındaki farkın derecesidir.
Endemik: Sadece orada yetişen. Belli bir yetişme ortamına özgün, başka hiçbir yerde bulunmayan yerel türlerdir.
Fauna: Belli bir bölgede yetişen hayvanların tümü.
Flora: Bir bölgede yetişen bitkilerin hepsi, bitki örtüsü.
Fenotip: Ekolojik koşulların etkisi altında meydana gelen ve sadece dış görünüm bakımından değişmiş bulunan türlerdir.
Gen: DNA molekülünün ortalama 1500 nukleotitten oluşmuş canlının kalıtsal özelliklerinden herhangi birini taşıyan parçası. Canlıların her türlü özelliklerini belirleyen ve hücre çekirdeğindeki kromozomlarda bulunan kalıtım maddesinin en küçük birimidir. Genom: Bir organizmanın sahip olduğu genetik şifrelerin tamamı.
Habitat: Bitkinin doğal olarak yetiştiği yer, yurt. Bir canlının veya canlılar toplumunun yaşadığı yer.
Habitus: Bir bitki yada hayvanın genel görünüşü.
Hibrit: Bir veya daha fazla gen bakımından farklı iki birey arasındaki melezin birinci generasyon dölü.
Islah: Bir hayvan veya bitki türünden daha iyi verim alabilmek amacıyla yapılan işlem. İyileştirme.
Irk: Bir canlı türünde aynı karakteri taşıyan canlıların oluşturduğu alt bölüm. Aynı türün çeşitli üyelerinden birine diğerine nazaran fenotipik bakımdan daha fazla benzer olan bireyler topluluğudur.
Jenerasyon: Kuşak, nesil.
Plântasyon: Sanayide kullanılan bazı bitkilerin (kahve, kakao, kauçuk gibi) geniş ölçüde yetiştirildiği işletme.
Populasyon: Belirli bir bölgede yaşayan aynı türe ait bireylerin oluşturduğu topluluk. Örneğin; Ren Geyiği, alabalık, sarıçam vb.
Taksonomi: Canlıların çeşitli özelliklerine göre sınıflandırılmasını ifade eder.
Tür: Canlıların bir cinsine ait olan, büyüklük, renk, şekil, vb. özellikler bakımından birbirlerine uyan bireylerdir. Ortak özellikleri olan bireylerin tamamı, cinslerin ayrıldığı bölüm.
Tür Çeşitliliği: Belli bir bölgedeki, alandaki ya da tüm dünyadaki türlerin farklılığını ifade eder. Bir bölgedeki türlerin sayısı (yani o bölgenin “tür zenginliği”) bu konuda en sık kullanılan ölçüttür.
Vejetasyon: Herhangi bir yörede, ayırt edici yapısal özellikleri nedeniyle ayrıca adlandırılabilecek bitki toplulukları(orman vejetasyonu, bozkır vejetasyonu).
Klon: Tek bir hücre veya bireyden mitotik bölünme sonucu oluşan ve genetik bakımdan benzer hücre veya organizmalar grubu. Kökeni tek bir fert olan ve bu fertten tamamen vegetatif yollarla çoğaltılmış, genetik yapı bakımından bir örnek materyal.
Mutasyon: Herhangi bir canlının ya da canlı hücresinin kalıtım dokularında yapısal özelliklerinde kendiliğinden, birdenbire ve düzensiz olarak gerçekleşen değişmeler.
(TÜRK-TARIM DERGİSİ’NDEN ALINMIŞTIR)
EKOLOJİK TARIM SÖZLÜĞÜ
Ekolojik Tarım: üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Ekolojik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır. Tüm bu olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması amacıyla kimyasal gübre ve tarımsal savaş ilaçlarının hiç ya da mümkün olduğu kadar az kullanılması, bunların yerini aynı görevi yapan organik gübre ve biyolojik savaş yöntemlerinin alması temeline dayanan Ekolojik Tarım Sistemi geliştirilmiştir. FAO ve Avrupa Birliği tarafından konvansiyonel tarıma alternatif olarak da kabul edilen bu üretim şekli değişik ülkelerde farklı isimlerle anılmaktadır. Almanca ve Kuzey Avrupa dillerinde “Ekolojik Tarım”, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca’da “Biyolojik Tarım”, İngilizce’de “Organik Tarım” Türkiye’de ise "Ekolojik veya Organik Tarım" eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.
Uluslararası Ekolojik Tarım Hareketleri Federasyonu (IFAOM): 1972 yılında kurulan IFOAM (International Federation of Organic Agriculture Movements) Uluslar arası Organik tarım Hareketleri Federasyonu'nun organizasyonu altında toplanmışlardır.IFOAM'in kuruluşunun temel felsefesi organik tarım hareketinin ihtiyaç duyduğu hizmetlerin uluslar arası tek bir organizasyon altında birleşmesinde yatmakla birlikte, yenilemeyen doğal kaynakların kullanımını minimuma indiren gıda üretim metotlarının kullanılması yoluyla organik tarımı geliştirmektir. IFOAM, tüm dünyada ekolojik üretime ilişkin kuralları ilk olarak tanımlayan ve yazıya döken kuruluştur.
Sözleşmeli Üretim: Ülkemizde üretilen ekolojik ürünler büyük ölçüde yurt dışı pazarlara gönderildiğinden ekolojik ürün üretim miktarı ve çeşitliliği yurt dışından gelen talepler doğrultusunda şekillenmektedir. İhracat organizasyonunun gerekliliğinden dolayı üretimler organizasyon kuruluşları tarafından sözleşmeli olarak çiftçilere yaptırılmaktadır. Sözleşmeli tarım üreticilere fiyat ve satış garantisi getirerek avantaj sağlamaktadır. Yapılan sözleşmede taraflar üretim ile ilgili koşulları, fiyat ve varsa prim miktarını açıklayarak mahkemeye başvurma hakkı saklı olmak koşulu ili kanuni güvence altına alınmaktadır.
Sertifikalı Ürün: Ekimden hasada kadar geçen sürede, sertifika vermeye yetkili bağımsız bir kuruluşça, önceden sıkı bir şekilde tespit edilmiş üniform standardlara göre kontrol altında üretimi sağlanmış ürün demektir.
Konvansiyonel Tarım Metodu: Organik tarım metodu dışındaki tüm geleneksel metotlardır.
Toksite: Kimyasal maddelerin vücutta zarar verebilme potansiyeli diye tanımlanabilir
Toksik Madde: Canlı organizmaya (insan ve sıcak kanlı hayvanlara) ağız, solunum, deri ve enfeksiyon yolu ile girdiğinde normal fizyolojik ve biyokimyasal mekanizmaları bozan veya fazla miktarda canlının ölümüne sebep olan kimyasal maddelerdir.
Kalıntı (Rezidü-Bakiye) : Kullanılan ilacın belirli süre sonra kullanıldığı yüzeyde (ortamda) kalan miktarıdır. Özellikle insan ve çevre sağlığı bakımından önemli olup, ppm ile ifade edilir.
Biyoteknik Mücadele: Ormanlarda bilhassa kabuk böceklerine karşı kullanılan bir metottur. Bu mücadelede FEROMON denilen karşı cinsin kokusunu yayan düzeneklerle böceğin erkek veya dişisinin bir yere çekilerek imhası sağlanır ve dolayısıyla böceğin üremesi kontrol altına alınır. Feromonlar ülkemizde üretilmediği ve pahalı olduğu için çok bilinçli kullanılması gerekir.
Biyolojik İnsektisitler İle Mücadele:Tabiatta böceklerin hastalanmasına ve ölümlerine sebep olan birçok bakteri, mantar, virüs ve mikroorganizma mevcuttur. Bu mücadelede bu canlılardan yararlanılır. Zararlı böcek dışında diğer canlılara ve bitkilere zararı olmadığı için tercih edilmesi gereken doğayı koruyucu bir metottur.
Predatörler: Zararlı böcekleri yiyenler.
Parazitoidler: Zararlı böceklerin yumurtasına zarar verenler.
Patojenler: Zararlı böcekleri hastalandırarak zarar verenler.
Organik Madde: Toprak içinde bulunan bitki ve hayvan kalıntılarıdır.
Organik Gübre: Başta ahır gübresi olmak üzere fekaller (insan gübresi), kompostlar (bitki ve hayvan kalıntılarının bir çukurda çürütülmesi), yeşil gübreler (genellikle baklagil bitkilerin yeşil iken toprağa gömülmesi), şehir artıkları (çöp gübresi), guano (yarasa gübresi), güvercin ve tavuk gübresi, kan, deri, boynuz ve tırnak tozları vb. gübrelerdir.
Hormon: Bitkilerdeki büyüme ve gelişme olaylarını yönlendiren, çok düşük yoğunluklarda dahi etkili olabilen ve bitkilerde sentezlenerek taşınabilen organik maddelerdir. 'Büyüme düzenleyici maddeler' olarak da adlandırılmaktadır.
ORGANİK TARIM SÖZLÜĞÜ
Organik Tarım: Organik Tarım (Biyolojik, Ekolojik Tarım): Tarımsal üretimin insana ve çevreye zarar vermeden gerçekleştirildiği, ekolojik sistemde sentetik kimyasallar ve bu kimyasalların hatalı uygulamaları sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik bir tarım yöntemidir. Organik tarım bir “alternatif tarım” yöntemi değildir. Geleneksel tarımın, günümüz teknoloji ve koşullarında uygulanmasıdır. Konvansiyonel tarım ise “sentetik kimyasal tarım” olarak ifade edilmelidir. Sürdürülebilir, IPM, alternatif, iyileştirilmiş tarım yöntemleri organik tarım olarak değerlendirilemez. Bu tarım yöntemlerinde sentetik kimyasalların kullanımı kontrol altına alınırken organik tarımda sentetik kimyasal girdiler kullanılmamaktadır.
Gelişimi: Avrupa’da 1910 ‘larda uygulanmaya başlamış, kontrollü üretim ise 1930’lu yıllarda yaygınlaşmıştır. Danimarka, İngiltere ve İsviçre Avrupa’da biyolojik tarımın temellerini atan ülkeler olmuşlardır. 1970’li yıllarda ticari anlamda önem arz etmeye başlamıştır. 1972 yılında Almanya’da “Uluslararası Ekolojik Tarım Hareketleri Federasyonu’nun (IFOAM)” kurulması ile daha düzenli hale gelmiştir. IFOAM (International Federation of Organic Agriculture Movements)’ ın temel fonksiyonu, dünyada organik tarımla ilgili bilgi ağının koordinasyonu olarak tanımlanabilir. Avrupa orjinli firmaların talepleri doğrultusunda 1984-85 yıllarında ülkemizde organik tarım başlamıştır. 1992 yılında “Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO)” kurulmuştur. Avrupa Birliği, ilk organik ürün yönetmeliğini 24 Haziran 1991 tarihinde yayımlamıştır. Bu yönetmelik yanızca bitkisel ürünleri kapsamaktadır. Daha sonra hayvansal üretimi de içine alan “Organik tarım Yönetmeliği” 24 Ağustos 2000 tarihinde yayımlanmıştır. Ülkemizde “Bitkisel ve Hayvansal Tarım Ürünlerinin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik” 18 Aralık 1994 tarihinde ve “Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin Yönetmelik” de 11 Temmuz 2002 tarihinde yayımlanarak yürürlüğü girmiştir. Bölgelere göre incelendiğinde Ege yüzde39, Akdeniz yüzde 24, İç Anadolu ise yüzde11 üretim oranlarına sahiptir. Çiftçi sayısı dağılımda Ege 6.123, Karadeniz 2.800, İç Anadolu 2.017; üretim alanlarında Ege 42.500 ha, İç Anadolu 34.000 ha ve toplam üretim dağılımında ise Ege 80.400 ton, Marmara 79.600 ton ve Güney Doğu Anadolu 43.500 ton değerleri ile karşımıza çıkmaktadır. Dünyada üzerinde 120 ülkede 17.2 milyon ha alanda organik üretim yapılmaktadır. Avustralya 7.7 milyon ha, Arjantin 2.8 milyon ha ve İtalya 1 milyon ha alan ile önde gelen ülkelerdir. Avrupa’da toplam üretim alanı 3.8 milyon ha ve organik tarım toplam tarım alanın yüzde2.8 ine tekabül etmektedir.
Neden Organik Tarım: Sağlıklı ve uzun yaşam doğal gıdaların tüketilmesiyle mümkündür. Konvansiyonel (Organik tarım metodu dışındaki tüm geleneksel metotlar) tarım sayesinde dünya gıda üretimi bir miktar artmakta ancak toprak-su ve atmosfer oldukça hızlı kirlenmekte ve sonuçta insan yaşamı olumsuz etkilenmektedir. Bu şekilde giderse toprak daha ne kadar insanlığa hizmet verebilir? Hiç kuşkusuz bu süre, sanılandan çok daha kısa olacaktır. Her geçen gün hızla tükenen dünyamızda doğal kaynakların dengeli kullanımını ve uzun vadede ekonomik gelişimini hedefleyen yeni bir tarımsal anlayış modelinin uygulamaya konulması gerekmektedir. Bu gereklilikten ötürü “Organik Tarım” kaçınılmazdır.
Gelişmiş ülkelerdeki Pazar fırsatları, gelişmekte olan ülkeleri organik tarıma yöneltmektedir. Organik tarım ürünleri, diğer konvansiyonel tarım ürünlerine göre, ortalama 4 katı fiyatla alıcı bulabilmektedir.
Organik Tarımın Özelliği: Organik tarım, sözleşmeli tarım esasına dayanır. Sözleşmeli tarım, planlı üretimin gerçekleştirilmesi ve yetiştirilen ürünler için pazar talebinin olması açısından önem kazanmakta, çiftçi ürettiği ürünün satışından emin olmaktadır. Ayrıca, çiftçiye üretimin nasıl yapılacağı konusunda danışmanlık hizmeti verilmesi gerekmekte buda sözleşmeli üretimi gerektirmektedir. Böylece çiftçi sözleşmeli olduğu işletmenin uzmanları veya danışmanları tarafından bilgilendirilmektedir. 30 Haziran 1996 tarihinde yayımlanan “Sözleşmeli Tarımsal Ürün Yetiştiriciliği ile İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” çerçevesinde sözleşmede yer alacak hususlar, ödemeye ilişkin fiyat ve sözleşmemeye uyulmaması halindeki durumlar belirlenmiştir.
Organik tarım, belli tekniklerle donanmış bir üretim disiplinidir. Organik üretimin özelliği, her aşamasında kontrollü olması ve ürünün sertifikalandırılmasıdır. Kontrol; organik tarımın sözleşmeli tarım şekli olması itibariyle üretimin başından sonuna kadar muntazam kayıtlar tutma, üretim sürecini gözlem altına alma, gözlem sonuçlarını rapor etme, ürünün organik niteliğini laboratuar analizleri ile test etme ve denetlemedir. Sertifikasyon ise; bütün kontrol yöntemlerini uygulayarak elde edilen organik ürünün geldiği aşamanın belgelenmesidir. Hammadde halindeki organik ürüne “hammadde Sertifikası”, işlenmiş ürüne “Organik Ürün sertifikası” verilir.
Türkiye’de yetkilendirilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşları IMO(İzmir), BCS(İzmir), SKAL(İzmir), ECOCERT(İzmir), ETKO(İzmir), EKOTAR(Mersin)’ dır. Bunlardan ETKO ve EKOTAR’ın yerli kuruluşlardır.
Dünya Ticaretine Konu Olan Organik Tarım Ürünleri: Yaş meyve-sebzeler, çorbalar, dondurulmuş gıdalar, su ürünleri, şeker ve şekerli ürünler, bebek gıdaları, diyet ürünleri, gıda katkı maddeleri, soslar, kuru ve sert kabuklu meyveler, bakliyat, baharatlar, tıbbi ıtri bitkiler, yağlar, et ürünleri, bal, peynir, un ve unlu mamuller ve bira, şarap, meyve suları, kahve, çay gibi alkollü ve alkolsüz içecekler sayılabilir.
Organik Besin: Ürün yetiştirmede kimyasal savaş yerine biyolojik savaş (Kültür bitkilerinde zararlılar ve yabancı otlar aleyhine yaşayan organizmaları kullanmak suretiyle zararlı populasyonu ekonomik zarar eşiği altında tutmak amacıyla yapılan çalışmalardır. Predatör: Zararlı böcekleri yiyenler. Parazitoid: Zararlı böceklerin yumurtasını yiyenler. Patojen: Zararlı böcekleri hastalandıranlar.); suni gübre yerine organik gübre (fekaller-insan gübresi, kompost-bitki ve hayvan kalıntılarının çürütülmesi, yeşil gübreler-genelliklebaklagil bitkilerinin yeşilken toprağa gömülmesi, şehir artıkları-çöp gübresi, guano-yarasa gübresi, güvercin ve tavuk gübresi, kan, deri, boynuz ve tırnak tozları vb.) kullanılması, hormon (büyüme ve gelişme olaylarını yönlendiren, çok düşük yoğunlukta bile etkili olabilen ve bitkilerde sentezlenerek taşınabilen maddelerdir), sentetik koruyucu ve katkı maddesi içermeyen ürünlerdir.
Organik Tarımın Uygulanamayacağı Yerler: Ana yollara 1 km. mesafedeki tarım arazilerinde; ağır sanayi tesisleri, reaktörler, hidrolik ve termik enerji santrallerine, maden işletmelerine kentsel atıkların toplu olarak bırakıldığı alanlara 3 km. mesafedeki tarım arazilerin de organik tarım yapılamaz; çevre kirliliği açısından şüphe duyulan alanlarda konu uzmanının raporu istenerek ve/veya sertifikasyon kuruluşu tarafından karar verilir.
SU ÜRÜNLERİ SÖZLÜĞÜ
Su Ürünleri: Denizler, içsular ve suni olarak yapılmış havuz, baraj, gölet, dalyan ve çiftlik gibi tesislerde tabii ve suni olarak istihsal edilen, yetiştirilen su bitkileri, balıklar, süngerler, yumuşakçalar, memeliler, sürüngenler, kabuklular gibi canlılarla, bunlardan imal edilen ürünlerdir.
İstihsal Yerleri : Su ürünlerinin yetiştirildiği veya doğal olarak ürediği, avlanma, üretim, yetiştirme ve istihsal yapılmak üzere içinde veya üzerinde herhangi bir istihsal vasıtasının veya tesisinin kurulabildiği, kullanılabildiği su sahalarıdır.
Balık Boyu (Toplam Boy) : Ağzı kapalı iken balık başının ön ucu ile kuyruk yüzgecinin en uzun ışınının bitim noktası arasındaki izdüşüm uzunluğudur.
Amatör Balıkçılık: Sadece spor ve dinlence amacıyla yapılan, maddi ve ticari kazanç gayesi gütmeyen balıkçılık etkinliğidir.
Amatör Balıkçılık Turizmi : Yerli ve yabancı amatör balıkçıların maddi bir kazanç sağlamaksızın, belirlenen kurallar çerçevesinde, bu amaçla ayrılmış içsular ve denizlerde yaptıkları balıkçılık turizmi etkinliğidir.
Balık Ağı : Balık avında kullanılan değişik ağ gözü açıklığına sahip uzatma ve serpme ağlardır.
Olta Takımı: Olta, beden ve kösteği bulunan avlanma vasıtasıdır.
Olta : Mantara, kasnağa veya makaraya sarılı, olta takımının elde bulundurulan kısmı.
Beden : Oltanın ucuna genellikle bir fırdöndü vasıtası ile bağlanan ve kalınlığı oltanın kalınlığından daha az olan misina parça.
Köstek: Bedene bir veya birden fazla iğnenin bağlanmasını sağlayan, kalınlığı beden kalınlığından daha az olan, bir ucu bedene, diğer ucu olta iğnesine bağlı misina parça.
Çapari : Bir beden üzerinde kösteklerle bağlı, ikiden fazla tüylü veya yemli iğne bulunan oltadır.
Paraketa ( paragat, barigat ) : Suyun içinde asılı veya dibe uzanmış, serili olarak duracak şekilde düzenlenmiş, bir beden üzerinde çok sayıda kösteğe bağlı iğne taşıyan balık avcılığı aracıdır.
Livar: Tutulan balıkların salınmak veya alıkoyulmak üzere canlı olarak bekletildiği file, saz, kafes, tekne bölmesi v.b. gibi balığın yaşam ortamı ile su alışverişini doğrudan sağlayan bölmedir.
Pinter ( Sepet ) : Balık ve diğer su ürünlerinin avlanmasında veya yakalanmasında kullanılan kasnak ve ağlardan yapılmış tuzaklardır.
Kepçe : Tutulan su ürünlerini sudan karaya veya sandala almakta kullanılan torba şeklinde, saplı filedir.
Kakıç:Tutulan balığı sudan karaya veya sandala almakta kullanılan ucu kancalı gereçtir.
Yalancı Yem : Tüy ve iplikten yapılan sinekler, bir veya daha çok uçlu iğne ile donatılmış yumuşak plastik yemler, muhtelif kaşıklar, döner kanatlı yemler, çeşitli şekillerde ve renkte yemlerdir.
Çift Kabuklu Yumuşakça : Suyu filtre ederek suda bulunan gıdalarla beslenen, vücutları bir menteşe ile birleşen iki kabuk içinde bulunan, tatlı sularda da yaşayan iki simetrik kabuklu su ürünlerdir. ( Kum midyesi, Kara midye, Kıllı midye, İstiridye, Akivades, Kidonya )
Balık Boyu (Toplam Boy) : Ağzı kapalı iken balık başının ön ucu ile kuyruk yüzgecinin en uzun ışınının bitim noktası arasındaki izdüşüm uzunluğudur.
Ağ Gözü Açıklığı : Ağ ıslakken, ağ ipinin ve düğümünün kalınlığına bakılmaksızın, gergin halde bir ağ gözünün birbirine karşılıklı iki düğümü arasındaki mesafedir. Ağın akis yönü dikkate alınarak, birbirini takip eden yirmi ağ gözünde yapılan ölçümün ortalamasını ifade eder.
Uzatma Ağları: Balıkların galsamalarindan ağa takılması veya ağa vurdukları esnada yaptıkları hareketlerle ağlara sarılması yada sik gözlü ağa çarparak, seyrek gözlü ağda torba yapmak suretiyle yakalanmalarını sağlayan istihsal vasıtasını,
Çevirme Ağları: Balıkların etrafını çevirmek ve bunları ağ içerisinde hapsetmek suretiyle yakalanmalarını sağlayan istihsal vasıtasını,
Gırgır Ağları : Alttan büzülen çevirme ağlarını,
Alamana Ağları : Alttan büzülmeyen, voli ağları olarak da adlandırılan çevirme ağlarını,
Sürütme Ağları: İnsan gücü veya mekanik bir güçle istihsal alanının dibinden sürütülerek çekilmek suretiyle toplanıp karaya veya gemiye alınabilen su ürünleri istihsal vasıtasını,
Çökertme Ağları: İstihsal sahalarında suyun dibine veya içine çökertilmek suretiyle kullanılan su ürünleri istihsal vasıtasını,
Serpme ağlar: Baliğin üstten atılan ağ ile kapatılmasını ve ağ içinde kalmasın sağlayan istihsal vasıtasını,
Trol: Gemiye bağlı ve mekanik olarak, dipte su içinde veya su yüzeyine yakın kesimlerde sürütülerek çekilen ve su ürünlerinin bir torbada toplanarak avlanmasını sağlayan istihsal vasıtasını,
Ağ Gözü Açıklığı: Ağ ıslakken, ağ ipinin ve düğümünün kalınlığına bakılmaksızın, gergin halde bir ağ gözünün birbirine karşılıklı iki düğümü arasındaki mesafedir. Ağın akis yönü dikkate alınarak, birbirini takip eden yirmi ağ gözünde yapılan ölçümün ortalamasını,
Sportif Avcılık: Ticari amaç dişi ve spor amacıyla amatör olarak yapılan su ürünleri avcılığını,
Atik: Fiziksel , kimyasal ve biyolojik özellikleriyle karıştıkları alici sulamada dolaylı veya doğrudan zarar verebilen ve ortamda doğal bileşimin ve özelliklerin değişmesine yol açan kati, sıvı veya gaz halindeki maddelerle enerjilerini,
Alici Su: Atik suların boşaltıldığı göl, baraj, dere, akarsu, yeraltı suları, kıyı deniz veya diğer su kaynaklarını ,
Atik Su:Evsel, endüstriyel, tarımsal ve diğer kullanımlar sonucu kirlenmiş ve özellikleri değişmiş suları,
Tam Boy: Gemiye ait tonilato veya denize elverişlik belgesinde yer alan en büyük boyu, bu belgelerin bulunmadığı durumda gemi için düzenlenmiş belgede bulunan en büyük boyu,
Zaptetme : Geçici bir önlem olarak su ürünleri istihsal yerleri, istihsal vasıtaları ve ürünler üzerinde kullanma yetkisinin sinirlendirilmesini,
Müsadere : İstihsal vasıtaları ve su ürünlerinin sahibinin rızası olmaksızın devlete geçmesini ifade eder.
İçsular: Göller,suni göller, lagünler, baraj gölleri, bentler, regülatörler, kanallar, arklar, akarsular, mansaplar, üretme ve yetiştirme yerleridir.
Lagünler: Denizle irtibatlı ve denizin etkisi altında bulunan göllerdir.
Mansaplar: Akarsuların göl veya denizlere açıldığı bölgelerde akarsuyun etkisi altında
kalan su ürünleri istihsaline elverişli sahalardır.
Üretme ve yetiştirme yerleri: Su ürünlerini üretmek ve yetiştirmek için yapılan tesislerdir.
Dalyan yeri: Bir veya müteaddit sabit yahut muvakkat dalyan kurmaya elverişli istihsal
sahalardır.
Voli yeri: Deniz ve içsularda su ürünleri istihsaline elverişli, sahile bitişik ve sınırları belli su sahalarıdır.
Gemi: Tonajı ve adı ne olursa olsun, denizlerde ve içsularda su ürünleri araştırmasında, istihsalinde, naklinde, işlenmesinde kullanılan kayık, sandal, yelkenli, ş at, salmavna gibi vasıtalarla buharlı veya motorlu bilumum yüzer vasıtalardır.
Şamandıra: Denizde yol göstermeye, bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim.
Vurgun: Dalgıcın, çok derinlerdeki suyun basıncı, iki akıntı arasında sıkışıp kalma, düzenli hava alıp verememe sonucunda veya birden su yüzüne çıkış gibi durumlarda uğradığı inme veya ölüm.
Zoka: Büyük balıkları tutmakta kullanılan, küçük balık biçiminde, ucu iğneli kurşun parçası.
Faça: Yüklü geminin bordasındaki su düzeyi ile boş geminin bordasındaki su düzeyi arasında kalan bölüm. Faça etmek: Serenleri başa veya geriye doğru çevirerek yelkenleri sarmak.
Duba: İçi boş, her yanı kapalı, suyun üstünde yüzen bir tür büyük şamandıra. Yük taşımak veya köprü kurmak için kullanılan altı düz bir tür deniz aracı
Marina: Küçük teknelerin ve yatların barınabilmeleri için özel bir mendirekle çevrilen veya bir liman içinde ayrılan deniz alanı, yat limanı.
TARIM SANAYİ VE KIRSAL KALKINMA SÖZLÜĞÜ
Azgelişmiş Ülke: Eğitim düzeyi düşük kalmış, üretimi daha çok ilkel tarıma dayanan, doğal kaynaklarını gereğince değerlendiremeyen ülke.
Çevre Kent: İstihdam, iş, eğlence, eğitim, konut, çevre her bakımdan kendi kendine yeten, şehirleşme hızının yüksek olduğu ve büyük şehirlere aşırı yüklenmeden kaynaklanan sıkıntıların azaltılması amacıyla oluşturulan kentlerdir.
Demografi: Nüfus bilimi.
Endüstriyel Yan Sanayi: Firmaların; kendi tesislerinde üretmedikleri ve/veya ekonomik/teknolojik nedenlerle üretmek istemedikleri belirli parçaları ve/veya hizmetleri daha küçük kuruluşlara yaptırma alışkanlığı kazanmaları, dolayısıyla; ana Sanayicilerin, atıl yatırımlara gitmeden, ek yapı, tesis ve teçhizata ihtiyaç duymadan, üretim birim maliyetlerini yükseltmeden, kadroyu genişletip yönetimi zorlaştırmadan, ihtiyaçlarını küçük ve orta ölçekli yan sanayicilerden temin etmeleri olarak tanımlanabilir.
Entegrasyon: Bütünleşme, birleşme.
Hassas Tarım: Tarımsal verimliliği ve etkinliği artırmak için toprağın ve ürünün idare edilmesi, kaynakların daha ekonomik kullanımı ile çevreye yapılan etkinin en aza indirilmesini sağlayan bir tekniktir. Hassas tarım ile arazi büyüklüğü, büyük bir arazi ölçeğinden, birkaç metre kareye indirgenir ve bu arazilere ait alt bölümler değişkenlere göre işletilir.
İmar: Bayındır duruma getirme, geliştirme. Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, mamur (yer için).
İskan: Yurtlandırma, yerleştirme. İskan etmek: Ev, yurt kazandırmak, boş bir yere insan yerleştirmek.
İstihdam Etmek: Bir işte, bir görevde kullanmak.
Katılımcı Kırsal Değerlendirme: Yerel toplumlara, kendi hayat ve koşullarının bilgisini paylaşma, üretme, analiz etme, planlama ve eyleme geçirme gücünü kazandıran, gelişen yaklaşımlar ve yöntemler ailesini tanımlamaktadır.
Kırsal Alan: Ekonomik yönden doğal kaynaklarla sınırlı, teknolojik gelişmelerin diğer yörelere kıyasla gecikmeli olarak benimsendiği, hayatın daha çok geleneklere göre şekillendiği, kendine özgü kültürel yapısı bulunan ve ülkenin diğer yörelerine kıyasla halkın yaşam standartlarının düşük olduğu yerler olarak kabul edilmektedir.
Kırsal Kalkınma: Kent-kır arasındaki sosyokültürel ve ekonomik farklılıkların optimum bir dengeye kavuşturulmasını, kırsal nüfusu yerinde kalkındırmayı amaçlayan politik bir tercihtir.
Kırsal Turizm (Çiftlik Turizmi, Köy Turizmi, Tarımsal Turizm, Alternatif Turizm): İnsanların devamlı ikamet ettikleri yerler dışındaki kırsal yörelere ziyaretleri, buralarda yöre halkının ürettikleri mal ve hizmetleri, yörenin doğal dokusuna uygun mekanlarda talep ederek, geçici konaklamalarından doğan olaylar ve ilişkilerin bütünüdür.
Koruluk:Bakımlı ve muhafazalı, bitki örtüsü açısından ormana benzeyen ama orman sayılmayacak kadar küçük olan alandır.
Köy: Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri veya nüfus yoğunluğu yönünden şehirden ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışmak gibi işlevlerle belirlenen, konutları ve öteki yapıları bu hayatı yansıtan yerleşme birimi.
Köy-altı Yerleşim Yeri: Köyden küçük olan mezra, küçük köy, yaylak, kışlak, dam (toprak damlı ev, küçük ev, köy evi), oba (göçebelerin konak yeri), çiftlik, yurt, kom (bir kimseye ait küçük yerleşim yeri, yayla evi), çadır vb. yerleşim birimleridir.
Köy-Kent: Kırsal kesim nüfusunun toplumsal, kültürel, ekonomik ve kamusal gereksinimlerini karşılayacak biçimde donatılmış kırsal yerleşim birimi olarak tanımlanmaktadır. Kırsal yerleşim yapısına daha etken ve daha rasyonel biçim vermek, dağınıklılığı toplulaştırmaya dönüştürmek, köye götürülecek hizmetlerde etkinlik ve artırım sağlamak, sanayileşmeyi kırsal alanlara yayarak işsiz ve gizli işşsiz nüfusunun bir kesimini Köy-Kent’lerde iş olanaklarına kavuşturmak, büyük kentlerdeki sağlıksız kentleşmenin sakıncalarını gidermek, tarımsal düzeni değiştirmektir.
Mücavir Alan: İmar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlardır.
Organize Sanayi Bölgesi: Sanayinin etkinliği ve kentte düzenli yerleşmeyi sağlamak amacıyla, sanayi kuruluşlarının ulaşım, kentsel toprak, enerji, yakıt, su, hammadde gibi altyapı ve gereksinmeleriyle ilgili kolaylıkları bir arada bulunduran, özel olarak planlanan ve planlarda yer verilen bölge türü.
Rehabilitasyon: Bir kimsenin, iş yapmaya engel olan durumunu bir kurumun bir yerin vb. veya yetersizliğini gidermek amacıyla uygulanan tedavi, iyileştirme.
Sit Alanı: Artistik, tarihsel, etnoğrafik (kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran bilim), edebi, ya da efsanevi homojenlik ve ilginçlikleri nedenleriyle korunmaları ve değerlendirilmeleri gereken, doğanın ya da insan ile doğanın birlikte oluşturdukları topoğrafik (bir kara parçasının doğal engebe ve özelliklerini kağıt üzerinde çizgilerle gösterme işi) bölgelerdir.
Sosyal Hizmetler: Kişi, grup ve toplulukların bünye ve çevrelerinin koşullarından doğan veya kendi kontrolleri dışında olan yoksunluk ve eşitsizlikleri gidermek; toplumun değişen koşullarından ortaya çıkan sorunları öğrenmek ve insan kaynaklarını geliştirmek; kişi, aile ve toplum refahını sağlamak amacı ile düzenlenen hizmet ve programları kapsayan alandır.
Sosyal Refah: Kişilerin ve grupların verim kabiliyetlerini tam olarak geliştirebilmeleri ve aileleri ile toplumlarının ihtiyaçlarını karşılayarak refaha ulaştırabilmeleri için doyurucu bir hayat ve sağlık standartlarına ulaşmaları, aynı zamanda kişisel ve sosyal ilişkilerini dengeli olarak devam ettirmelerini sağlamak amacı ile sosyal hizmetlerin ve sosyal kurumların organize edilmiş bir sistemidir.
Standardizasyon: Milletler arası Standardizasyon Teşkilatı (ISO) tarafından şu şekilde tarif edilmektedir: Belirli bir faaliyetle ilgili olarak ekonomik fayda sağlamak üzere bütün ilgili tarafların yardım ve işbirliği ile belirli kurallar koyma ve bu kuralları uygulama işlemidir.
Sürdürülebilir Kalkınma: Sürdürülebilir kalkınma, insan ile doğa arasında denge kurarak doğal kaynakları tüketmeden, gelecek nesillerin ihtiyaçlarının karşılanmasına imkan verecek şekilde bugünün ve geleceğin yaşamını ve kalkınmasını programlama anlamını taşımaktadır. Sürdürülebilir kalkınma sosyal, ekolojik, ekonomik, mekansal ve kültürel boyutları olan bir kavramdır.
Tarım Master Planı: Tarımsal kaynakların belirlenmesi (toprak, su, ekoloji, işgücü ve teknik bilgi düzeyi), kısıtların ortaya konulması (üretim tekniği, örgütlenme, yatırım gereksinimi, işgücü ve pazarlama problemleri vb.), tarımsal kaynak ve potansiyelin değerlendirilerek tarımda verimliliğin ve çiftçi gelirlerinin artırılması, ürün arzında sürekliliğin sağlanması; tarımın çevre, sanayi, turizm gibi diğer sektörlerle ilişkilerinin belirlenmesi, doğal kaynakların ve çevrenin korunmasını ifade etmektedir.
Tarıma Dayalı Sanayi (Tarımsal Sanayi, Agro Endüstiri): Tarım ürünlerini hammadde olarak kullanıp değişik işlemlerden geçirerek nitelik ve niceliklerini iyileştiren sanayi dalıdır. Tarım ile sanayi sektörünün karşılıklı etkileşiminin gerçekleştiği ve bütünleşmesinin gerekli olduğu bir sanayi dalı. Hammadesinin büyük bir kısmını tarım sektöründen alan ve tarımsal hammaddelere değişik hazırlama, işleme, muhafaza, ambalajlama ve diğer pazarlama hizmetleri uygulayarak ürünlerin nitelik ve niceliklerini değiştiren imalat sanayinin bir alt dalı.
Tarımsal İşletme: Yasal durumu ne olursa olsun, sahip olduğu, ortakçılık, yarıcılık ya da kiralama şeklinde işlediği arazinin büyüklüğüne bakılmaksızın kendi adına bitkisel üretim yapan ya da küçükbaş veya büyükbaş hayvan besleyen yahut hem bitkisel üretim hem hayvancılık yapan tek yönetim altındaki ekonomik birimdir. Tek yönetim: Bir birey ya da hane halkları; bir kooperatif, şirket ya da devlet kurumu gibi tüzel kişi olabilir.
Ticaret Borsası: Buğday, mısır, pamuk, canlı hayvan vb. emtianın alınıp satıldığı, fiyatlarının tespit ve ilan edildiği tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır.
Uydu Kent: Büyük kentten uzakta bulunan ve “Kendine Yeterlik” özelliği olmayan yerleşmelerdir. Toplu konut alanlarının yoğun olduğu, gece yatısı işi gören, merkezlere ulaşım sıkıntısı olan ve belki biraz konut açığını kapatan yerleşim yerleridir.